Seven
FILM ANALIZLERI
8/28/20241 min read
John Doe...
Bu sakinlik, filmin en ürkütücü kısmıdır. Çünkü karşımızda kontrolünü kaybetmiş biri yoktur; kendini fazla kontrol eden biri vardır. Günahları sayar, cezaları dağıtır.
“İnsanların dinlemesi için balyoz gerekir.”
Bu, şiddeti meşrulaştıran bir öfke değil; eğitici bir cümledir. Kimin yaşayacağına, kimin öleceğine karar verme hakkını kendinde gören bir zihin konuşur. İnanç, merhametten kopunca disipline dönüşür.
Mills, Doe’nun karşıtı gibi durur ama aynı yerde durur. O da adalete inanır, o da haksızlığa tahammül edemez. Aradaki fark şu: Biri planlar, diğeri patlar. Finalde kutu açıldığında, olan şey bir sürpriz değildir; bir dürtünün serbest kalmasıdır.
“Kutuda ne var?”
Bu soru bir merak değil, bir çöküştür. Kontrol gider, görev biter, geriye ham bir öfke kalır. O an Mills polis değildir, eş değildir; tutulamayan bir tepkidir.
İnsan en çok haklı olduğuna inandığında tehlikelidir.
Çünkü o anda duracak bir yer kalmaz.
