Düşüş

KITAP ANALIZLERI

8/28/20241 min read

Düşüş, bir itiraf değil, kendini ele verme hikayesidir. Camus, Clamence üzerinden insanın kendiyle kurduğu sahte ilişkiyi açar. Dışarıdan bakıldığında başarılı, ahlaklı, güçlü bir adam vardır; içeride ise bastırılmış bir suçluluk.

Clamence’in krizi büyük bir olayla başlamaz. Küçük kaçışlar, susuşlar ve görmezden gelmelerle büyür. İyi olma iddiası, zamanla bir üstünlük duygusuna dönüşür. Maske düştüğünde, geriye kalan şey erdem değil kibirdir.

Monologlar bir yüzleşme değildir; kendini aklama çabasıdır. Anlatmak, gerçeğe yaklaşmak kadar ondan kaçmanın da bir yoludur. Clamence konuşur, çünkü susarsa çökeceğini bilir.

Camus şunu gösterir: Ahlak, bazen gerçekten iyi olmakla değil, iyi görünmekle ilgilidir. Ve insan kendini yargıç ilan ettiğinde, eninde sonunda sanık olur.

Düşüş, bu yüzden rahatsız edicidir. Çünkü Clamence uzak bir karakter değil; fazlasıyla tanıdıktır.