1984
KITAP ANALIZLERI
8/28/20241 min read
1984, yalnızca politik bir distopya değil; Nietzsche’nin uyardığı insan tipinin ete kemiğe bürünmüş halidir. Orwell’in dünyasında sorun baskı değil, iradenin çöküşüdür.
Nietzsche’nin “sürü insanı”, güvenlik uğruna düşünmekten vazgeçen kişidir. Okyanusya tam olarak bunu üretir. Winston’ın söylediği “Özgürlük, iki kere ikinin dört ettiğini söyleyebilmektir” cümlesi, Nietzschece bir çıkıştır. Çünkü burada özgürlük, konfor değil; hakikate sadakat meselesidir.
“Çift düşün”, Nietzsche’nin nihilizmine yakındır. Değerler çökmüştür ama yerine yeni bir anlam konmamıştır. Gerçek, artık güçlünün tanımıdır. O’Brien’ın Winston’a dayattığı şey budur: Hakikat diye bir şey yok, sadece iktidar var. Bu, üst insanın değil; iradesi kırılmış insanın dünyasıdır.
Nietzsche, insanın en büyük tehlikesinin dış baskı değil, kendinden vazgeçmesi olduğunu söyler. Winston’ın yenilgisi de burada başlar. İşkenceyle değil, gerçeği bırakmasıyla çöker. Artık iki kere iki, dört etmez; ne denirse odur.
1984, Nietzsche’nin korktuğu geleceği gösterir:
İnsan aşılmamış,
ama itaatkar hale getirilmiştir.
